Anne karnında 37. haftayı tamamlayamadan dünyaya gelen bebekler, prematüre olarak adlandırılır.

Dünyada her yıl yaklaşık 30 milyon prematüre bebek dünyaya geliyor. Ülkemizde ise, doğan her 10 bebekten 1’inin prematüre olarak dünyaya geldiğini biliyoruz.

Prematüre bebekler doğum esnasında beyinlerinde oluşabilen hasarlar, doğuştan getirdikleri hastalıklar, sarılık, kronik akciğer hastalığı, görme-işitme sorunları ve ağır bakteriyel enfeksiyonlar nedeni ile sakat kalma ve ölüm riskini en çok taşıyan bebeklerdir.

Normal doğumlarda bebeğin anne karnında yaşadığı ortamdan dünya şartlarına uyum sağlaması için genelde basit destekler yeterli olurken prematüre bebekler için hassas ve özel bir bakım sunmak gerekir.

Özel ve yetkin bir bakım alamayan prematüre bebekler kronik hastalık ve gelişim bozuklukları ile mücadele etmek zorunda kalırlar.

Bu durumdaki prematürelerin çoğu hayatını ilk ay içinde kaybeder ya da hayatlarına engelli olarak devam ederler. Oysa UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, yenidoğan ölümlerinin yüzde 68’i özel emzirme, anne ya da baba ile bebek arasında ten teması sağlanması, ilaç, ekipman, sağlık personeli, temiz ve donanımlı sağlık merkezi ya da hastaneye erişimle önlenebilir. Yine aynı rapora göre, her yıl kaliteli sağlık hizmetine erişemeyen 1,7 milyon prematüre bebek hayatını kaybetmektedir.

NICU Academy, prematüre bebeklerin hayata adaptasyon sürecini hızlı, güvenli ve rahat geçirmeleri için gerekli yoğun bakım ortamının düzenlenmesi ve bu özel durumun farkında olan sağlık personelinin yetiştirilmesi için çalışmaktadır.

Türkiye’de ve dünyada prematüre bebeklere ve onlara sunulması gereken özel bakıma dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla çalışan NICU Academy, savaşçı bebeklerin zorlu yolculuklarında profesyonel tecrübesi ile fayda sağlayabilmeyi hedefler.

Prematüre bir bebeğin bakımı konusunda yetkin bir eğitim alan ve taşıdığı sorumluluğun bilincinde olan her sağlık personeli, bebeğin yaşadığı dezavantajı ortadan kaldırabilmek için var gücüyle çalışmalıdır.

Sağlık alanında çalışan herkesin sahip olması gereken ruhani meziyetler, yenidoğan yoğun bakım söz konusu olduğunda daha da büyük önem kazanır. Yenidoğan yoğun bakım ünitesi personelleri bir yandan savaşçı bebeğin zafere giden yolunu açmak için çalışırken diğer yandan yorgun ve telaşlı ailenin merak ve endişelerini giderebilmelidir.